Sizin İçin
Stoacılık: Kontrol Edebildiklerimiz ve Edemediklerimiz
Hayat bazen istediğimiz gibi gitmeyebilir. Planlarımız bozulur, hayatımıza aldığımız insanlar beklentilerimizi karşılamaz, sağlık sorunları çıkar, ekonomik sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bu durumlar karşısında zihnimiz alarm durumuna geçer: “Neden böyle oluyor?”, “Keşke farklı olsaydı”, “Bunu engelleyebilmeliydim”. Bu alarm ise uzun vadede daha fazla stres, kaygı ve tükenmişlik üretir.
İşte tam bu noktada, yaklaşık 2300 yıl önce Atina’da doğan bir felsefe tam da bu konuyu ele alıyor: Stoacılık. Stoacılık, modern başarı kültüründen farklı olarak her şeyi kontrol edemeyebileceğimizi; iç huzurumuzu koruyabilmenin temel yolunun kontrol edebildiklerimizi ve kontrol edemediklerimizi ayırmak olduğunu savunur. Temel iddiası basittir ama aynı zamanda derindir de: Mutluluk ve iç huzur, dış olayları kontrol etmekte değil; kendi yargılarımız, tutumlarımız ve tepkilerimiz üzerinde ustalaşmakta yatar.
Bu yazıda Stoacılığın ne olduğunu, temel ilkelerini, en önemli düşünürlerini ve en önemlisi, 2020’li yılların kaotik dünyasındaki önemini inceleyeceğiz.
Stoacılığın kısa tarihi ve temel felsefesi
Stoacılık, M.Ö. 300 civarında Kıbrıslı Zenon tarafından Atina’da kuruldu. Zenon aslında bir tüccardı; bir gemi kazasında bütün malvarlığını kaybettikten sonra derin buhranından, kurucusu olduğu Stoacılık felsefesi ile çıktı. Stoa Poikile (Boyalı Sütunlu Galeri) adı verilen yerde ders verdiği için felsefi akımı bu isimle anıldı.
Felsefesi üç ana daldan oluşuyordu: mantık, fizik ve etik. Ancak pratikte en çok etik kısmı öne çıktı; çünkü Stoacılar için felsefenin asıl amacı “erdemli yaşamayı” öğretmekti.
Stoacılara göre evren rasyonel bir düzene sahiptir (logos). İnsan da bu logos’un bir parçasıdır. Bu nedenle “doğaya uygun yaşamak”, aklını kullanarak erdemli davranmak anlamına gelir. Erdem (arete) dört temel bileşenden oluşur: bilgelik, adalet, cesaret ve ölçülülük. Bunların dışında kalan her şey — zenginlik, sağlık, ün, hatta hayatın kendisi — “kayıtsız” (adiaphora) kabul edilir. Yani bunlar ne iyi ne kötüdür; sadece erdemli kullanıldığında değerlidir.
Bu yaklaşım, modern insanın sürekli “daha fazlasını” istemesine karşıdır. Stoacılık, dışsal başarıyı reddetmez; sadece ona bağımlı olmayı reddeder.
Kontrol dikotomisi: Stoacılığın kalbi
Stoacılığın en bilinen ve en pratik ilkesi, Epiktetos’un Enchiridion’unda net bir şekilde ortaya konur:
Bazı şeyler bizim elimizdedir, bazıları değildir.
Epiktetos — Enchiridion
Yargılarımız · arzularımız ve isteksizliklerimiz · düşüncelerimiz · eylemlerimiz · tutumumuz.
Diğer insanların davranışları · geçmiş · gelecek · sağlık (büyük ölçüde) · servet · itibar · doğal afetler ve makro olaylar.
Bu ayrımı gerçekten içselleştirmek, zihinsel yükün büyük kısmını ortadan kaldırabilir. Örneğin bir toplantıda eleştirildiğinizde, “Neden bu kadar adaletsiz?” diye öfkelenmek yerine şu soruyu sorabilirsiniz: “Bu eleştiriyi nasıl karşılayacağım benim elimde mi, eleştirinin yapılması benim elimde mi?” Aslında eleştiriyi nasıl karşıladığınız sizin elinizdedir; lakin insanların ağzı torba değil, isteyen sizi eleştirir isteyen över — bu kontrol alanınızın dışındadır.
Günlük filtre
Kontrol dikotomisini uygulamanın en etkili yolu, gün içinde yaşanan her olumsuz olayı bu filtreden geçirmektir. Yaşadığınız olumsuz, zor durumlar karşısında kendinize şunu sorun:
- Bu benim kontrol edebileceğim bir şey mi?
- Değilse: tepkimi, yargımı ve tutumumu nasıl seçiyorum?
Üç büyük Stoacı
Köle olarak doğmuş, çok sonradan özgürlüğüne kavuşmuş bir filozoftu. Yargılarımızın önemine dikkat çekmiştir: “İnsanları üzen, mutsuz eden, kaygılandıran olaylar değil, o olaylar hakkındaki yargılarıdır.” Bu görüş, aslında modern bilişsel davranışçı terapi (BDT)’nin temel yapı taşlarından biridir.
Roma’nın en zengin ve etkili devlet adamlarından biriydi. Meşhur Ahlaki Mektuplar’ında öfke, korku, zaman yönetimi ve ölüm üzerine derin düşüncelerini belirtmiştir. Kendisiyle özdeşleşen cümlelerinden biri: zamanımızı boşa harcıyoruz çünkü “henüz yaşamıyoruz”, sadece “yaşamaya hazırlanıyoruz”.
Roma İmparatoru olmasına rağmen, Kendime Düşünceler (Meditations) adlı günlüğünde sürekli kendi zayıflıklarıyla yüzleşir. Güç ve statüsüne rağmen kendini “sadece bir insan” olarak nitelendirir.
Sabah kalktığında kendine de ki: Bugün karşılaşacağım insanlar bencil, nankör, kibirli olacak… Ama ben bunların hiçbirine kızmayacağım, çünkü doğam buna izin vermiyor.
Marcus Aurelius — Kendime Düşünceler
Bu üç ismin öğretileri, Stoacılığın hem felsefi derinlik hem de pratik uygulanabilirlik açısından ne kadar zengin olduğunu gösterir.
Sonuç
Stoacılık, 2300 yıl önce formüle edilmiş olmasına rağmen hâlâ günümüz modern çağına hitap eder ve temel mesajı nettir: Mutluluğunuzu dış olaylara, diğer insanlara veya geleceğe bağladığınız sürece, onu başkalarının eline vermiş olursunuz. Onu kendi yargılarınıza, tutumunuza ve eylemlerinize bağladığınızda ise çok daha sağlam, kopmayacak bir zincire bağlamış olursunuz.
Bu felsefe duygularınızı daha net görmenizi, daha az otomatik tepki vermenizi ve daha bilinçli seçimler yapmanızı sağlamayı amaçlamaktadır. Kontrol edemediğiniz şeyleri bırakmak, kontrol edebildiğiniz şeylere daha fazla alan açar. Ve o alan, gerçekten yaşadığınız yerdir.